Bilkom, Teknolojinin Geleceğine Göz Kırpıyor

Kişisel bilgisayarların yeni yeni emeklemeye başladığı 1984 yılında kurulan Bilkom, 38 yıllık köklü geçmişini artırılmış gerçeklik ve akıllı evlerin hakim olduğu teknolojiyle örülmüş bir geleceğe taşımanın hazırlığı içinde. Şirketin geçtiğimiz yıllarda gösterdiği performansı ve geleceğe dönük planlarını Bilkom Genel Müdürü Fikret Ballıkaya ile konuştuk.

Bilkom, 38 yıldır teknoloji sektörünün önde gelen markalarının ürünlerini Türkiye’de 4 binin üzerinde farklı noktaya doğrudan veya dolaylı olarak dağıtan, ülkemizin önde gelen Bilgi ve İletişim Teknolojileri (ICT) dağıtıcılarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Teknoloji yoluyla yaşam kalitesini artırmayı ve güncel teknolojiyi erişilebilir kılmayı hedefleyen şirketin portföyünde Apple, Huawei, TCL, DJI, Fitbit (Google), Alcatel, Logitech, Hypergear, Razer ve Meross gibi global markalar yer alıyor.

“Kendimizi hiçbir zaman salt bir bilgisayar ya da telefon dağıtıcısı olarak nitelendirmedik” diyen Bilkom Genel Müdürü Fikret Ballıkaya, yaptıkları işi “Dijital yaşam koçu misyonuna uygun olarak tüketiciye güncel teknolojiyi sunmak” şeklinde nitelendiriyor.

TEDARİK ZİNCİRLERİ

Bilkom Genel Müdürü Fikret Ballıkaya, “Son iki yıl öncekiler gibi olmadı. Konjonktürel gelişim, pandemi etkisi, ekonomik belirsizlik, ticaret savaşları gibi pek çok faktör bu dönemde belirleyici oldu. Tedarik zincirleri son derece kırılgan hale geldi. Satmak zor derken, tedarik ne kadar zor olabilirmiş onu da öğrendik” diyor.

SON ÜÇ YIL SEKTÖR ORTALAMASININ ÜZERİNDE BÜYÜDÜ

Sürdürülebilir kârlı büyümeyi temel iş prensibi olarak gören Bilkom’un TL bazındaki geliri son 3 yıllık dönemde ortalama yüzde 33 artarak 5,4 milyar TL’ye (627 milyon ABD doları) ulaşmış. Bunun sektörün üzerinde bir büyümeye karşılık geldiğini söyleyen Ballıkaya, şirketin performansına dair diğer sonuçları şöyle aktarıyor:

“Elektronik perakende sektöründe bir numaralı akıllı telefon, giyilebilir aksesuar ve tablet dağıtıcısı konumundayız. 2021 sonu itibarıyla Türkiye genelindeki elektronik perakende mağazalarında satılan her beş akıllı telefondan ve tabletten birinin, her dört akıllı saatten birinin Bilkom çıkışlı olması bu başarımızı perçinler nitelikte. Yılda 2 milyon kutunun 4 binin üzerinde noktaya dağıtımını gerçekleştiriyoruz. Mevcut konumumuzu güçlendirerek yola devam etmeyi hedefliyoruz.”

Ballıkaya, Bilkom’un mevcut faaliyetlerinin yanı sıra geleceğe yön verecek üç önemli eğilimi yakından takip ettiklerini ifade ediyor. Bunlardan biri akıllı evler ve akıllı şehirler. ‘Akıllı ev’ teması içinde olmaya özellikle önem veren Bilkom, ilk adımı 2020 yılında TCL iş birliğiyle akıllı televizyon pazarına girerek atmış. Akıllı televizyonu akıllı evin merkezi olarak gördüklerini ifade eden Ballıkaya, akıllı evlere yönelik çözümler üreten Meross markasıyla da bunu perçinleyeceklerini söylüyor.

BİLGİSAYAR SATIŞLARI SON 10 YILIN ZİRVESİNİ YAŞADI

Ballıkaya, pandemi döneminde teknoloji donanım ve yazılımlarına yapılan harcamalarda büyük artışlar yaşandığını ve tüketici elektroniğinin bu anlamda pozitif ayrışan sektörler arasında yer aldığını şu sözlerle vurguluyor: “Dünyada ve Türkiye’de akıllı telefon, tablet ve dizüstü bilgisayarlara yönelik önemli talep oldu. Tüm dünyada bilgisayar satışları son 10 yılın zirvesini yaşadı. Yine IoT cihazlara yönelik yoğun ilgi olduğunu gördük. Evde geçen süreye bağlı olarak tüketicinin eğilimi büyük ekrana kaydı. Bugün Türkiye’de satılan her iki TV’den biri 50 inç ve üzerinde. Bu ilgi bizim televizyon satışlarımıza da olumlu yansıdı.”

Hem Türkiye’de hem dünyada pandemiye dair pek çok kısıtlamanın ortadan kalktığı, salgının giderek etkisini kaybettiği bir döneme giriyoruz. Pek çok şirketi hızla dijital dönüşüme zorlayan, özellikle teknoloji talebinde patlama yaratan bu dönemin etkilerinden sıyrılmak, teknoloji tüketimine dair beklentilerin ve projeksiyonun değişmesine neden oluyor. Karantina önlemlerinin sona ermesi ve insanların sosyal hayata geri dönmesiyle bu ilgi bir miktar ivme kaybetse de “Ok yaydan çıktı bir kere” diyen Ballıkaya bunun devamının geleceğine inanıyor.

DİJİTAL UYGULAMALAR HAYATIMIZDA KALICI OLACAK

Pandemi dönemi en büyük izlerinden birini şirketlerin iş yapış şekilleri üzerinde bıraktı. Özellikle tüketicinin değişen alışveriş alışkanlıklarına bağlı olarak ortaya koyduğu yeni talepler mağazacılıkta ciddi bir dönüşüm gerektiriyor. Pandemi öncesi çevrimiçi alışverişin toplam satışlardan aldığı tek haneli pay yüzde 20’lere ulaşmış durumda. Buna Bilkom’un satışları da dahil. Ballıkaya, sektöre dair bu alandaki gözlemlerini şöyle aktarıyor:

“Pandemi öncesinde ağırlıklı iş alanımız mağazalardı. Pandemiyle birlikte tüketiciler çevrimiçi alışverişe yönelince biz de bu eğilime ayak uyduracak projeler geliştirdik. Bunlar arasında sektör ve tüketici tarafından benimsenen, özellikle de müşteri deneyimine yönelik dijital uygulamaların bundan sonra hep hayatımızda yer alacağını düşünüyorum. Tüketici için ürünü deneyimlemek, hissetmek, ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini anlamak her zaman önemli olacak. Müşteri kapıdan içeri ilk adımı attığı andan itibaren eşsiz bir deneyim yaşatan markalar ve mağazalar kazançlı çıkacak. Sadece müşteri tarafında değil, aynı zamanda lojistik, depolama, stok yönetimi, raf süreci gibi konularda hayatımıza giren dijital uygulamalar, verimlilik ve müşteri memnuniyeti ekseninde şekillenmeye devam edecek.”

Bu süreci Bilkom olarak iyi değerlendirdiklerini düşünen Ballıkaya, bunun tüketiciler nezdindeki yansımalarını şöyle aktarıyor: “Bu zorlu olduğu kadar öğretici dönemde edindiğimiz tecrübelerle yolumuza devam ediyoruz. Müşterilerimizin penceresinden bakarak, iş becerilerimizi geliştirerek, başta çalışanlarımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla özgün ve şeffaf iletişim kurmaya özen göstererek büyüme yolculuğumuzu sürdürdük. Bilkom Plus diye tanımladığımız ve dokunduğumuz herkese ‘artı değer’ katmayı amaçladığımız temel iş felsefemizle sektörde ayrışmaya odaklandık. İşin bir de iş ortaklarımız tarafı var. İş ortaklarımız için ‘Danışman Ortak’ anlayışıyla hareket ediyoruz. Kendimizi sadece ürün dağıtımı yapan bir distribütör olarak görmüyor, karşılıklı kazancı hedefleyen müşteri odaklı hizmetler sunuyoruz. Türkiye’de yapılanması bulunmayan ve bugüne kadar ülkemizde temsil edilmemiş markalar için bir yandan pazarı hazırlarken, diğer yandan da 360 derece marka yönetimi hizmeti vererek işlerini büyütmelerine katkı sağlıyoruz. Hayata geçirdiğimiz veya üzerinde çalıştığımız omni-kanal çözümler, Lonca Market, dropshipment gibi projeler iş ortaklarımızla birlikte üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığımız alanlar.”

İHRACAT YAPTIKLARI ÜLKELERİN SAYISI ARTACAK

Bilkom’un geleceğe yönelik inovasyon odakları arasında bölgesel genişleme, yerli üretim, online kanallar, omni-kanal dağıtıcılık ve hizmet servis satışı yer alıyor. Şirket ayrıca çevrimiçi inovasyon projelerinden biri olarak hayata geçen uluslararası ödüllü kapalı pazar yeri platformu ‘Lonca Market’ üzerindeki yatırımlarına devam edecek.

Yerli üretim odağı kapsamında üretici-dağıtıcı kimliğiyle televizyon ve akıllı telefon üretim yatırımlarını ve yeni üretim fırsatlarını değerlendireceklerini söyleyen Ballıkaya, hizmet ve ihracata dair planlarını şöyle aktarıyor:

“Geçtiğimiz yıl bölge ülkelerine yönelik yurt dışı açılım çalışmalarımızın ilk adımlarını atmış, verimli sonuçlar almıştık. Bu yıl ihracat yaptığımız ülke sayısını artırarak Bilkom’un dokunduğu coğrafyayı büyütmek öncelikli hedeflerimiz arasında. Katma değerli ve odaklanmış distribütörlük anlayışımız doğrultusunda Nesnelerin İnterneti (IoT) ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri (ICT) alanlarında, dijital ve mobil yaşam odaklı ürün portföyümüzü güçlü markalarla geliştirmek amacıyla yeni marka iş birlikleri üzerinde çalışıyoruz. Yapacağımız yeni yatırımlar ve iş birlikleriyle pazar payımızı ve satışlarımızı artırmayı hedeflerken, hizmet kalitemizi ve danışman-ortak yaklaşımımızı pekiştireceğiz. Satış ve satış sonrasında tüketicinin ihtiyaç ve taleplerine karşılık veren ‘Bilkom Güvencesini tüketicinin daha yakından tanıyacağı, hissedeceği bir marka olarak, vites artırıp hızlanarak yolumuza devam edeceğiz.”

GİYİLEBİLİR CİHAZLAR, TEKNOLOJİK İMPLANTLAR VE ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK GELECEĞE YÖN VERECEK

Ballıkaya’ya göre önümüzdeki dönemde yıldızı parlayacak kategoriler arasında giyilebilir cihazlar, akıllı implantlar, drone’lar ve XR (genişletilmiş gerçeklik) teknolojisi yer alıyor. “Günümüzde giyilebilir cihazların en yaygın örnekleri egzersiz takip bantları ve akıllı saatler olsa da giyilebilir terimi mutlaka bileğinize veya vücudunuzun herhangi bir yerine bağladığınız bir cihaz anlamına gelmiyor” diyor Ballıkaya. “Bunların kapsamı yürüyüşünüzü ve performansınızı ölçebilen koşu ayakkabıları gibi akıllı giysilere, robotik protezler gibi geliştirmelere ve endüstriyel ortamlarda kullanılan robotik giyilebilir teknolojilere kadar uzanıyor. Teknoloji küçüldükçe ve daha akıllı hale geldikçe giyilebilir ürün yelpazesi genişleyecek. Bugün aşina olduğumuz giyilebilir cihazların yerini alacak yeni, daha küçük, daha akıllı ürünler ortaya çıkacak. Akıllı gözlüklerin yerini akıllı kontakt lensler, onun yerini büyük olasılıkla akıllı göz implantları alacak.”

Ballıkaya, drone ve XR konusundaki görüşlerini şöyle paylaşıyor: “Gelecekte yıldızı parlayacak bir diğer ürün günümüzde reklamcılık ve gıda dağıtımından inşaat ve tarıma kadar pek çok endüstride giderek daha aktif olarak kullanılmaya başlanan drone’lar. Ayrıca sanal gerçekliği ve artırılmış gerçekliği birleştiren genişletilmiş gerçeklik, yani XR, insanlara çevrelerindeki dünyayı deneyimleyebilecekleri heyecan verici yeni yollar sunacak. Marka bağlılığını artırmak, müşterilerin ürünü satın almadan önce denemelerine izin vermek, müşteri hizmetlerini geliştirmek, işyerinde öğrenmeyi daha etkili kılmak ve diğer organizasyonel süreçleri iyileştirmek için bu teknolojilerin daha fazla kullanılacağına kesin gözüyle bakıyorum.”

Platformunuzu seçin ve paylaşın.